
Konya Mevlana Dergahı (Asitane)
"Mevleviliğin kalbi ve Hz. Mevlana'nın ebedi istirahatgahı olan Asitane, yüzyıllardır 'Gel' çağrısının yankılandığı vuslat kapısıdır."
Vuslatın ve Gönüllerin Ebedi Başkenti
"Gel, ne olursan ol yine gel..."
Yüzyıllardır bu çağrının yankılandığı yer, sadece bir mimari yapı değil; aşkın, hoşgörünün ve ilahi hikmetin yeryüzündeki en güçlü merkezlerinden biridir. Mevlevilik yolunun kalbi, "Asitane" olarak anılan Konya Mevlana Dergahı, Hz. Mevlana Celaleddin Rumi’nin ebedi istirahatgahı olmanın ötesinde, insan ruhunun arınma yolculuğunun simgesidir.
Tarihçe: Gül Bahçesinden Gönül Bahçesine
Bugün müze olarak ziyaret edilen bu kutsal mekanın bulunduğu alan, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Hz. Mevlana’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled’e hediye edilmiştir. "Kubbe-i Hadra" (Yeşil Kubbe) altında filizlenen bu dergah, 13. yüzyıldan günümüze kadar manevi bir akademi olarak ışık saçmıştır. Osmanlı döneminde eklenen şadırvan, semahane ve odalarla külliye halini almış; her taşına, her sütununa dervişlerin zikri ve sabrı sinmiştir.
Mimari ve Manevi Bölümler
Dergahın kapısından adım attığınız andan itibaren sizi dünya zamanından koparan bir atmosfer karşılar. Yapı, Mevlevi kültürünün "Hamdım, piştim, yandım" felsefesini mimari bir dille anlatır.
Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe): Konya silüetinin en belirgin simgesi olan bu turkuaz çinili kubbe, Hz. Mevlana’nın türbesinin üzerini örter. Rengi, gökyüzünün sonsuzluğunu ve manevi huzuru temsil eder. Dört fil ayağı üzerine oturan bu zarif yapı, Selçuklu taş işçiliğinin ve çini sanatının zirvesidir.
Huzur-ı Pir (Türbe Salonu): Müzenin kalbidir. Burada Hz. Mevlana ve oğlu Sultan Veled’in sandukaları bulunur. Sandukaların üzerindeki hat sanatıyla işlenmiş örtüler, ahşap oymacılığının en nadide örnekleri ve mekanın loş ışığı, ziyaretçiyi derin bir tefekküre davet eder. Burada sessizlik, konuşulan dillerden daha çok şey anlatır.
Semahane: Dervişlerin "Sema" ederek Hakk’a yürüdükleri, kâinatın dönüşüne eşlik ettikleri alandır. Akustiği, ahşap döşemesi ve tavan süslemeleriyle, musiki ve hareketin ibadete dönüştüğü yerdir. Bugün müze koleksiyonundaki paha biçilemez neyler, kudümler ve rebaplar burada sergilenmektedir.
Matbah-ı Şerif (Mutfak): Mevlevilikte mutfak sadece yemek pişirilen yer değildir; "insanın pişirildiği" yerdir. Dervişliğe ilk adımını atan "Nevniyaz"ın (yeni başlayan) sabrı burada sınanır, nefsi burada terbiye edilirdi. "Saka Postu" üzerinde oturan derviş adayının eğitimi burada başlardı.
Koleksiyon ve Eserler
Konya Mevlana Müzesi, sadece mimarisiyle değil, barındırdığı eşsiz eserlerle de bir hazinedir:
El Yazmaları: Dünyanın en eski ve kıymetli Mesnevi nüshaları.
Tekstil Sanatı: Osmanlı sultanlarının hediye ettiği ipek seccadeler, derviş kıyafetleri (tennureler, sikkeler).
Hat Levhaları: "Ya Hazreti Mevlana" lafzının işlendiği, dönemin en büyük hattatlarının elinden çıkma levhalar.
Kutsal Emanetler: Sakal-ı Şerif ve diğer mukaddes emanetler, müzenin manevi ağırlığını taçlandırır.